Kamu müteahhitleri, kolon kesenlere ciddi cezai müeyyide talep etti

Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Genel Başkanı Ali Adıgüzel, yapıya kullanma izni alındıktan sonraki süreçte kolon ve taşıyıcı sisteme ait demirin kesilmesi, betonarme taşıyıcı duvarın yıkılması ve betonarme sistem içinde tesisat yapılması gibi sorunların önüne geçmek için bu işleri yapanlara çok büyük cezai müeyyideler getirilmesi talebinde bulundu.

Adıgüzel, KAMİAD Yönetim Kurulu üyeleriyle bir otelde, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası müteahhitlik sektörünün durumuna ilişkin basın toplantısı düzenledi.

– “Kamu binaları az hasar gördü”

Adıgüzel, yıkımların tek sorumlusunun müteahhitler olmadığını belirterek, “Biz kamu müteahhitleri açısından bir değerlendirme yaptığımızda, depremin yıkıcı etkisi ne kadar büyük olsa da kamu müteahhitleri tarafından yapılan binaların çok az oranda hasar görmesi ve hatta afet bölgesinde TOKİ tarafından yapılmış konutların nerdeyse hasarsız olarak ayakta kalması elbette doğru yapılan uygulamaların bir sonucudur. Bu durum genel itibarıyla kamuya ait binaların ülkemizde çok daha sıkı denetlendiğini, zemin etüt raporu sonuçlarına göre statik projelerin oluşturulduğunu ve deprem yönetmeliğine göre daha uygun yapıların inşa edildiğini göstermektedir.” diye konuştu.

Deprem riski altındaki tüm bölgelerde yapı stoku tespiti yapılarak öncelikle bu binaların depreme dayanıklılığının nitelikli uzmanlar tarafından denetlenmesi gerektiğini ifade eden Adıgüzel, bu raporların ev sahibi veya kiracı tüm vatandaşlara e-Devlet üzerinden bildirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Adıgüzel, dernek olarak bundan sonra alınması gereken önlemlere ilişkin öneriler hazırladıklarını belirterek bu önerilerini şöyle sıraladı:

“Yapı denetim firmalarının sorumluluğu artırılmalı, yapıların proje ve teknik detaylara uygun olarak inşa edilmesi yaptırımlarla düzenlenmeli. Yapılarda kullanılan malzemelerin standartlara uygunluğunu sağlayan özel laboratuvarların yapılardaki sorumluluğu artırılmalı. Yapılarda projesine göre uygulama yapmak amacıyla yüklenici firma bünyesinde yeterli sayıda teknik elemanın bizzat işin başında sürekli olarak bulunması sağlanmalı ve bu kişilere sorumluluk yüklenmeli. Yapıya kullanma izni alındıktan sonra ilerleyen süreçte yapının statiğini ve dayanımını etkileyecek, kolon kesme, taşıyıcı sisteme ait demir kesme, betonarme taşıyıcı duvarı yıkma, betonarme sistem içinde yapılmaması gereken elektrik, mekanik tesisatlar ve benzeri tadilatlar ile eklentilerin yapılması gibi sorunların önüne geçmek adına bu işleri yapanlara çok büyük cezai müeyyideler getirilmeli. Fen ve sanat kurallarına uygun inşa edilmeyen kaçak yapıların, imar aflarıyla sisteme dahil edilerek statiği etkileyecek değişikliklere hiçbir zaman izin verilmemelidir.”

– “İskan veren de denetlenmeli”

Beton malzemesinin üretimini yapan hazır beton firmalarına teknik eleman çalıştırma zorunluluğu getirilmesi ve yapılardaki sorumluluklarının artırılması gerektiğini belirten Adıgüzel, “Müteahhitlik sektörünün yıllardır yasaya dayalı bir meslek odasının olması talebi karşılanarak, müteahhitlerin kayıt altına alınması, sicillerinin tutulması, sorumlulukları ölçeğinde eğitim sertifikasyonuna tabi tutulmaları sağlanmalıdır. Yapının uygulama aşamasında gerekli mesleki bilgi ve belgeye sahip olmadan çalıştırılan işçi ve taşeron firmalar, ‘taşeron’ statüsüne kavuşturularak, özellikle kaba inşaat taşeronlarına sorumluluk yüklenmelidir. Yapının ilgili aşamalarında temel vizesi ve iskan (oturulabilir) raporu veren kurum ve kuruluşların ilgili personeli de ihmal ve kusurlular zincirine dahil edilmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Adıgüzel, ilgili mühendis ve mimar odalarının etkinliğinin artırılmasını talep ederken, “İl, ilçe ve beldelerimizde görev yapan belediye başkanlarının keyfi uygulamalarının önüne geçilmesi sağlanmalı, inşaat yapımı hususunda bünyesindeki teknik elemanların yetkileri artırılmalı ve yetkililerin liyakat düzeyleri gerçek manada tespit edilmelidir. Yönetmelik ve yasalara aykırı iş yapan müteahhitlerin cezalandırılmasını, bu süreçte bunları gerekli hassasiyette denetlemeyen gerek kamu gerekse kamu adına yetkili kılınmış firmaların da yargı önünde eşit şekilde hesap vermesini ve bundan sonraki süreçte yasa ve yönetmeliklere uygun şekilde görevlerini ve denetimlerini yapmalarını temenni ediyoruz. Her mekanizmanın görevini layıkıyla yapması neticesinde yaşanan bu afetlerin minimum düzeye ineceğinden hiç şüphemiz yoktur.” dedi.

– “Sicil affı getirilmeli”

Son iki yıldaki ekonomik gelişmeler nedeniyle kamuya iş yapan çok sayıda müteahhidin yasaklı duruma düştüğünü söyleyen Adıgüzel, “Böylesi olağanüstü bir süreçte liyakati ve mesleki donanımlarına çokça ihtiyaç duyulan meslektaşlarımızın, çıkarılacak bir sicil affıyla yeniden mesleklerine kavuşturulmaları, ülkemizin yeniden imarı için yapılacak ihalelerde rekabetin artırılmasıyla bu sürecin daha doğru ilerlemesi adına büyük katkı sunacaktır.” diye konuştu.

– “Deprem bölgesinde beton dökümü yapılmıyor”

Uzmanların deprem bölgesinde artçı sarsıntılar devam ederken beton dökülmemesi yönündeki uyarısının sorulması üzerine Adıgüzel, “Sarsıntılarda beton, kavrama özelliğini kaybediyor. Bu nedenle beton dökülmesi doğru değil. Zaten bölgede beton dökülmesine şu anda izin verilmiyor. Sadece ihalesi yapılan TOKİ konutlarının altyapı ve temel işlemleri var. Biraz daha artçıların bitmesi lazım. Artçı sarsıntı sırasında betonda çatlama olabilir.” ifadesini kullandı.

Adıgüzel, TOKİ konutlarında kullanılan tünel kalıp sisteminin depreme karşı daha güvenli olduğunu ancak bölge halkının daha çok geniş salon, balkon ve mutfak istemesi nedeniyle tünel kalıp yönteminin çok tercih edilmediğini söyledi. Adıgüzel, “Bu yöre halkı 50 metrekare salon istiyor ancak tünel kalıpla buna sahip olma imkanınız yok.” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir