Erdoğan: Bu kişi yönetime geçse ekonomiyi iki günde yerle yeksan edecek

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Gazi Üniversitesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Emeklilerle İftar” programına katıldı.

Burada yaptığı konuşmada Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun emekli maaşları ve ikramiyelerine dair vaatlerini eleştiren Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

KAN SİYASETİ: Bu ramazan ayında da İsrail polisinin, terör ve tedhiş eylemleriyle Mescid-i Aksa’yı ve Filistinli Müslümanları hedef almasından duyduğumuz üzüntüyü ve öfkeyi belirtmek istiyorum. İbadet eden sivillere ses bombalarıyla, coplarla, plastik mermilerle müdahalede bulunmak, tam anlamıyla belhum adal’lik işaretidir. İsrail yönetiminin tüm samimi ikazlara ve telkinlere rağmen estirdiği bu şiddet dalgasının arkasında içeride yaşadığı sıkışmışlığın yattığı anlaşılıyor. Bunun adı zulüm siyasetidir, kan siyasetidir, provokasyon siyasetidir.

KIRMIZI ÇİZGİMİZ: Türkiye, bu saldırılar karşısında asla sessiz ve hareketsiz kalamaz. Mescid-i Aksa’ya el uzatılması, Harem-i Şerif’in kutsiyetinin ayaklar altına alınması bizim kırmızı çizgimizdir. Kudüs’e gerektiğinde canları pahasına sahip çıkan Filistinli kardeşlerimiz yalnız değildir. Müslümanların ilk kıblesine yönelik alçak eylemleri ülkem ve milletim adına kınıyor, bu saldırıların bir an önce durdurulması çağrısında bulunuyorum.

YENİ NESİLLERE SİZ İZAH EDEBİLİRSİNİZ: Çalışırken olduğu gibi emeklilik döneminizde de sizlerin hep yanında olacağız. Türkiye Yüzyılı’nı sizlerin tecrübesiyle, birikimiyle, geniş ufkuyla şekillendireceğiz. Sizler eski Türkiye’yi, eski Türkiye’nin yokluklarını, yoksulluklarını, krizlerini, acılarını, kayıplarını en iyi bilenlersiniz. Ülkemizin 20 yıldır nereden nereye geldiğini, belki gençlerimize anlatmakta zorlanabiliyoruz ama sizler bunun canlı şahitlerisiniz. Huzurun, güvenin, istikrarın, sahip olduğumuz demokrasi ve kalkınma hazinesinin eser ve hizmet siyasetinin anlamını yeni nesillere ancak siz izah edebilirsiniz.

400 DOLARA YÜKSELTTİK: Hükümete geldiğimizde 66 lira, yani o günkü kurla ancak 50 dolara tekabül eden emekli maaşı alan insanlarımız vardı. Türkiye’nin, geçtiğimiz 20 yılda sağladığı büyümeden, zenginlikten, emeklilerimiz de istifade etti. En düşük emekli maaşını son düzenlemeyle 7 bin 500 liraya, yani yaklaşık 400 dolara yükselttik. Aynı dönemde asgari ücreti 184 liradan 8 bin 500 liraya, engelli aylığını 25 liradan 2 bin 400 liraya, 65 yaş aylığını yine 25 liradan 1900 liraya çıkardık.

BAYRAM İKRAMİYESİNİ BİZ BAŞLATTIK: Yurtdışında çalışanların ülkemizdeki emekliliklerini kolaylaştırdık. Borçlanma imkanını genişleterek, emeklilik haklarından yararlanabilmedeki gecikmelerin önüne geçtik. PTT aracılığıyla talep eden emeklilerimizin maaşlarını evlerinde alabilmelerini sağladık. Emeklilikle ilgili işlemlerin pek çoğunun elektronik devlet üzerinden yürütülebilmesini temin ederek kurumlardaki yığılmaların önüne geçtik. Memurların ek göstergelerinde yaptığımız yükseltmelerden emeklilerimiz de yararlandı. Tarihimizde ilk defa emeklilerimize bayram ikramiyesi ödemesini biz başlattık. İlk olarak 2018 yılında Ramazan ve Kurban Bayramlarında biner lira olarak başlayan bu ödemelerin tutarını önce 1100 liraya, şimdi de 2000 liraya çıkardık. Bu listeyi onlarca maddeyle uzatmak mümkündür. Sadece en düşük emekli maaşını getirdiğimiz seviye bile başlı başına emeklilerimize verdiğimiz değerin göstergesidir.

NAMUS SÖZÜ VERMİŞTİ: Son günlerde birileri emeklilerimizin maaşları ve ikramiyeleri üzerinden bir istismar siyaseti yürütmeye çalışıyor. Neymiş? Maaşları şöyle yapacakmış, ikramiyeleri böyle yapacakmış, bunun için söz veriyormuş. Hatırlarsanız aynı zat mahalli seçimler öncesi kazandığı belediyelerden tek bir işçinin bile işinden edilmeyeceği konusunda namus sözü vermişti. Nerede namus? Ne oldu?

Bunca insan belediyelerde ne oldu? Çıkarıldı. On binlerce insan işinden, ekmeğinden edildi. Bu kişi namus sözünü asla yerine getirmedi.

BEDAVA TRAKTÖR DAĞITACAKLARDI: Aynı şekilde mahalli idareler seçimleri öncesi belediyelerinde toplu taşımadan suya kadar her hizmeti bedava yapma sözü verdiler. Ama onların da hiçbirini tutmadılar. Hatta ekranlara çıkıp belediyeyi kazandıkları yerlerde ‘Her çiftçiye bedava traktör vereceğiz.’ diye söylediler. Sorun bakalım, ülkenin neresinde, hangi çiftçiye bedava traktör vermişler. Anlaşılan şimdi de gözlerini emeklilerimize kestirmişler. Her seçim öncesi yaptıkları gibi açmışlar vaat bohçasını bol keseden dağıtıyorlar.

MAAŞLARI AKSATMADIK: Mesela sizlerin emekli maaşlarını bayramlarda ve benzeri özel günlerde erken ödediğimiz olmuştur. Ama asla bir gün bile aksatmadık, geciktirmedik.

KİMSE SONRAKİAYMAAŞIN YATIP YATMAYACAĞINI BİLEMEYECEK: Allah göstermesin, bu kişi ülkenin yönetimine geçerse olacakları ben size söyleyeyim. Sözünü ettiği o ikramiye, o maaş artışlarını yapar mı? Bilmiyorum. Ama kesin olan şu ki emeklisinden işçisine ve memuruna kadar devlet bütçesinden maaş alan hiç kimse bir sonraki ay hesabına o paranın yatıp yatmayacağını bilemeyecektir. Bunların halef selef oldukları başkanları da böyle yapmadı mı? Yazar kasa Başbakanlığın önüne atılmadı mı? Deprem bölgesinde yıkılan evinin yerine bir an önce yenisinin yapılmasını bekleyen vatandaşımız, o yuvasına ne zaman kavuşacağını hiçbir zaman bilemeyecek. Engellisinden yaşlısına, dul ve yetiminden şehit yakını ve gazisine, devletten sosyal yardım ödemesi alan hiçbir insanımız bir sonraki ay hesabına bu paranın gelip gelmeyeceğini bilemeyecek. Çünkü bunlar ülkeyi yönetmeye, milletin dertlerini çözmeye gelmiyor. Bunlar en az 7 kişiye cumhurbaşkanı yardımcılığı, vaatlerine bakılırsa en az 50 kişiye de bakanlık makamı dağıtmaya geliyor. Ya böyle şey olur mu? Böyle devlet yönetimi olur mu? Bunlar köprüsünden tüneline, şehir hastanesinden savunma sanayi projelerine kadar yapılanları yıkmaya, devam edenleri durdurmaya geliyor.

EKONOMİDE KRİZ VE ÇÖKÜŞ: Bunlar ülkemizi bölgesinde ve dünyada söz sahibi yapan yatırımların altında imzası olanlara dünyayı dar etmeye geliyor. Bunlar siyasette, koalisyonlar, güvenlikte terör ve kaos, ekonomide kriz ve çöküş, sosyal hayatta kavga ve dövüş, dış politikada mahcubiyet ve teslimiyet demek olan eski Türkiye’yi geri getirmeye geliyor. Bunları biz söylemiyoruz. Bizzat kendileri söylüyor. Böyle bir kafanın, böyle bir zihniyetin bırakınız ülkeyi büyütmeyi, geliştirmeyi, güvende tutmayı, mevcut işleyişi sürdürmesi mümkün mü?

ÜÇ KURUŞ İÇİN ÜLKENİN ONURUNU AYAĞA DÜŞÜRECEKLER: Ekonomiyi iki günde yerle yeksan edecekler. Sonra da tıpkı o koltukta daha önce oturanların yaptıkları gibi Avrupa’ya, Amerika’ya gidip memur maaşı ödemek için para dilenecekler. IMF’den gidip para dilenmediler mi? Niçin? Memur maaşlarını ödemek için. Peki 20 yıldır böyle bir durumu bizde gördünüz mü? Her şey zamanında tıkır tıkır ödenir. Bunlar otel odalarında buluştukları IMF’nin ayağına çantacılarını gönderecekler. Yine el açacaklar. Üç kuruş için ülkenin onurunu ayağa düşürecekler. Göreve geldik. IMF’ye olan borç neydi? 23 buçuk milyar dolar, 2013 yılında IMF’ye olan borcu bitirdik ve ondan sonra bir daha IMF’yi kapımıza sokmadık. İşi böyle bitirdik. Bizim şimdi IMF’yle ilgimiz yok. Her geçen gün daha da iyi olacak. Türkiye’yi 20 yıl sonra yeniden küresel lobilere bağımlı hale getirmeyi düşünüyorlar. Türkiye’nin geçmişte neler yaşadığını çok iyi hatırlıyorsunuz. Kendinizin evlatlarınızın, torunlarınızın geleceğini bunlara, bu iş bilmez muhterislere teslim etmeyeceğinize inanıyorum. İnşallah Allah’ın izni, sizlerin desteği, milletimizin ferasetiyle, ülkemizin böyle bir felakete uğramasına meydan vermeyeceğiz. (HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir